• Aramaya başlamak için bir şeyler yazın...
GİDİLECEK YOL BİTER Mİ?
Deneme • 7 Ağustos 2026 5 DK OKUMA

GİDİLECEK YOL BİTER Mİ?

GİDİLECEK YOL BİTER Mİ?

Bazen öyle anlar yaşar ki bazı insanlar, yaşamak ve yola devam etmek imkânsız bir hâle gelebilir. Kendisini öyle bir inandırır ki devam etmek istemediğine, yaşayan ve nefes alan her şey ona anlamsız gelir. Sanki her şey bitmeli ve kimse yaşamamalıdır ona göre. Kendisinin içinde bulunduğu durumu henüz kendisine bile açıklayamayan bu kişi, normal olarak diğer insanlara da anlatamaz. Bu içinde bulunduğu derin yıkım, her geçen gün anlaşılmadıkça ve anlatılmadıkça daha da içinden çıkılamayacak bir hâle gelir. Anlatmak tek başına çözüm olmayabilir belki ama insanoğlunun belki de en büyük ihtiyacı dinlenilmek ve onaylanmaktır. Bu ihtiyacı karşılanmaz ise kendi içinde kendini onaylayan oldukça tehlikeli birisini meydana getirebilir. Bu, kendi içinde meydana getirdiği kişi bazen o kadar gaddar olur ki insan artık ona da bir şey anlatmaz. İşte tam bu noktada ise keskin bir yalnızlık başlar; çünkü kendisinin oluşturduğu birisi ile bile anlaşamayan kişi, kiminle nasıl anlaşabilir?…

Hayatı çeşitli nesnelere ya da süreçlere benzetebiliriz. Benim en sevdiğim ve Kiyarüstemi sineması ile daha da çok sevdiğim araba nesnesi ile hayat çok benziyor. Araba, yol almak için yakıta ihtiyaç duyar. İnsanoğlunun da yaşamına devam edebilmek için mutlu olmaya ve hissetmeye ihtiyacı vardır. Bunun dışında hiçbir şey ona yakıt olamaz. Arabanın yola devam edebilmesi için bazı yerlerde fren, bazı yerlerde ise gaz vermeliyiz. Her yerde gaz ya da fren yapamayız. Hayat da böyledir. Bazen durmak, bazen de yürümek gerekir. Durmayı unutursak öyle bir noktada durdurur ki hayat bizi, o noktadan bir daha devam edemeyebiliriz. O yüzden arabanın hararet yapmaması ve bir daha kullanılmayacak hâle gelmemesi için mutlaka durmalıyız.

İnsanı bu hayatta çok çeşitli şeyler mutlu edebilir: Bir yemek, bir evlat, bir tebessüm, bir uyku, bir oyun, bir çiçek, bir ev ve daha sayamadığım onlarca şey… Ama bunlar tek başlarına hiçbir zaman mutluluk kaynağı olmazlar. Bunları bizler için özel yapan, onlara yüklediğimiz anlamdır. Bu anlamı ise hayatımızdaki insanlar sayesinde yükleriz. Eğer şu hayatta tam anlamıyla birilerine ait hissedemezseniz, işte o zaman bu saydığım onca şey bir anda tüm anlamını yitirir.

Kiyarüstemi’nin en önemli filmlerinden olan Kiraz’ın Tadı filminde şöyle bir cümle geçer: “Acımı anlayabilirsiniz ama asla hissedemezsiniz.” Bu cümleden de anlaşılacağı üzere insanlar, birbirlerinin acılarını sadece anlayabilir ama asla gerçek anlamda hissedemez; bu mümkün değildir. Anneniz bile bu acınızı sadece anlayacaktır ve asla sizin hissettiğiniz gibi derin bir şekilde hissedemeyecektir. Düşünün, anneniz bile hissedemiyorsa kim hissedebilir hissettiklerinizi…

İntihar üzerine birçok yerde birçok fikir belirtilir. Dini yönü ağır basan insanlar, intiharın çok büyük bir günah olduğunu söylerler. Başka bir kesim ise her şeye rağmen hayatın güzel ve yaşanabilir olduğunu, insanın başına her ne gelirse gelsin mutlaka yaşamaya devam etmesi gerektiğini savunur. Peki sizce bu öğüt ve tavsiyelerin bir anlamı var mı? Yani kendini kaybetmiş birisine kendisini anlatmak çok saçmadır ve yapmak gereken tek bir şey vardır; o da kişinin kendisini bulmasına yardımcı olmak.

Bir soru ile devam edelim o zaman: “İnsan nasıl olur da yaşamak istemez, ne yaşamış olabilir ki her şeyi bırakmak ister?” Bu soru o kadar zor bir soru ki, bu soruya sadece ve sadece yaşamak istemeyen o kişi cevap verebilir. Biz burada ezbere binlerce senaryo oluşturup “Bu yüzden yaşamak istemiyor” diyebiliriz ama bunlar anlamsızdır.

Yine Kiyarüstemi’nin Kiraz’ın Tadı adlı eserine bir gönderme yapalım. Orada bulunan Bedii karakteri, öldükten sonra kendisini gömecek birisini arıyor. Bu arayış ne kadar tuhaf, değil mi? Yani kendisinin öldükten sonra herhangi birisi tarafından gömülmesinden ziyade burada Bedii, bir yardım çığlığı atıyor. Bu çığlık o kadar çok şey anlatmasına rağmen sadece bir kişi görüyor bu çığlığı. O da arabasına son binen bir hayvan doktoru. Kendisinin de bir zamanlar intihar etmek istediğini ama daha sonra intihar etmek için çıktığı ağaçtan yediği bir dut meyvesinin hayatını kurtardığını söylüyor. Hatta biraz da toplayıp eve götürdüğünü söylüyor. Ama Bedii, tüm bunları dinleyip cevapsız bırakıyor. Normalde arabasına önceden binen asker ve ilahiyat öğrencisini ikna etmek için bayağı uzun bir süre koşan Bedii, ilk defa kendisinin halinden anlayan birisini bulunca susup onu dinlemeye karar verdi; çünkü insan anlaşılmak ister. Kısaca Bedii, kendini gömecek birisini aramıyor aslında, kendisine bir umut arıyor. O umuda sarılıp tekrar yaşamak istiyor.

Modern dünya insana sürekli başarıyı öğütler ve başarısız durumlar genelde ihtimal dahi olmaz. Sürekli kazanmak üzerine kurulu olan bu düzende kazanamayan narin insanlar ise cezalandırılır. Yani hangi yarışın içindeysek o yarışı derece ile bitirmeliyiz, yoksa başarısızlığın getirecekleriyle yaşamak zorunda kalırız. Aslında başarısız olmak ve kaybetmek çok kötü değil ama günümüz dünyası başarı dışında bir şey kabul etmiyor. Belki de intihar ve derin depresyonların en büyük nedeni budur. İnsan, olası bir başarısızlık durumunda faturayı kendine kesiyor. Çok acı ama günümüz dünyası şu an bu.

Anlamaya çalışmalıyız; hayatımızda olan insanları sadece anlamaya çalışmalıyız. Öğüt, tavsiye, yargılama gibi içi boş durumlardan kaçınıp karşımızdakine olabildiğince değer vermeliyiz. Tüm bu hayat koşuşturması içinde bir de biz insanlar hayatı birbirimize zor edersek, işte o zaman hayat çok az yaşanabilir bir hâle gelir. En acısı da umudunu kaybetmek üzere olan insanların son umutlarını da istemeden almak olur.

“Ölüm yalnızlıktır. Kalabalık ölümler olmaz.” — Özdemir Asaf

Yazıyı Paylaş:

Düşünceler

Yorumlar yükleniyor...

Okumaya Devam Et

8 Ağustos 2026

A SEPARATION

Ünlü İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin Oscar alan A Separation filmini inceleyeceğiz. Filmde İran’ın en iyi aktörlerinden olan Peyman Moadi rol alıyor. Aile ilişkileri, aşk, baba, yoksulluk, çaresizlik, yalan, bencillik gibi birçok kavramı ele alan film İran sinemasının en önemli filmlerindendir.

3 Ağustos 2026

AHLAT AĞACI : KABULLENİŞ

Sinan üniversite mezunu ve kitap bastırmak isteyen genç bir delikanlıdır. Sinan'ın ailesi ve taşra ile olan derinlikli ilişkisi ele alınıyor. İnsana dair pek çok şey barındıran bu film Türk sinemasının en önemli yapımları arasında yer alıyor.

7 Nisan 2026

Anlaşılmamak

Gerçekte ne istediğimizi bilmeden başkalarının hayatını sahiplenmek ve mutlak yalnızlığın içinde kendimizi yeniden diriltmek üzerine varoluşsal bir deneme.